Sayfalar

4 Eylül 2014 Perşembe

Kitap Okuma. Kitap Sitesi Oku.



Şu son zamanlarda durumum işte aynen başlıkta yazdığım gibi!

Beni biraz tanıyanlar kitap okumayı çok sevdiğimi, kitapçılarda kendimden geçtiğimi ve eğer mesela birini bir süre beklemem gerekiyorsa ve eğer o esnada bir kitapçıya girmişsem, karşımdaki kişinin beni sınırsız bekletebileceğini bilir. (Normalde beklemeyi hiç sevmediğimi bilmem açıklamam gerekiyormu?:) )
Saatlerce kalabilirim kitapçılarda. Arka sayfaları okurum, kitapların içlerinden rastgele cümleler okurum, neler çıkmış bakarım, sevdiğim yazarların, sevmediğim yazarların, bilmediğim yazarların kitaplarını kurcalar dururum. 
Sayfaları açar, koklarım. (Yüzümün girdiği mest halden ötürü belki birilerinin alay konusu da olmuşumdur, kimbilir.)
Genelde de, raflarda duran kitap sırtlarını okumaya çalışma pozisyonundan dolayı, vücudum dik,
kafam doksan derece yana yatmış şekilde arşınlarım kitap koridorlarını. Boynum tutulabilir bundan dolayı. Olsun! 
Bazen ellerimle hafifçe dokuna dokuna gezerim, onlara değmeyi de severim çünkü.
Bazen alırım, bazen sonra almak için mimlerim, bazen de sadece bakarım.
Yani uzun lafın kısası, kitap okumak kadar keyif vericidir benim için kitap satan yerlerde dolaşmak. 

Son zamanlarda ise, kitap satan yerlerde gezinmek, kitap okumalarımı ciddi şekilde baltalar oldu!
Nasıl mı?
Tabii ki online satış siteleri yüzünden.
Eskiden girerdim kitapçıya, orada kalacağm maksimum zamanın illa ki bir sınırı olurdu. Bazen alacağımı alıp çıkana kadar, bazen yanımdaki kişi sıkılana kadar (benim sıkılmam pek mümkün olmuyor zaar), bazen bacaklarım yorulana ya da yapmam gereken başka bir şeyin saati gelene kadar, bazen de, ne bileyim, mesela tuvaletim gelene kadar!
Yani mutlaka bir şey oluyordu "Hadi tamam, yeter artık, çık." diyen.
Ama online kitap satış siteleri öyle mi?
Evindesin bir kere. Ayakta da değilsin. İşin gücün bitmiş, en rahat kanepene yayılmışsın. Yanında kahven, çayın, fonda müziğin. Kitap sırtı okuyacağım diye baykuş gibi kafanı eğmek zahmetine girmene de gerek yok!
Mağazanın kapanış saati yok, seni bekleyen yok, yok da yok!

İt gibi çalışmışsın mesela o gün, "Oooh yayılayım da kitabımı okuyayım." diye kanepene kuruluyorsun. Önünde kılçıksız dört-beş saat. Mis!
Ha amaaa, "Dur şu kitabın fiyatına bir bakayım, aa şu kitabın yazarı kimdi yahu?" gibi sebeplerle siteye ucundan bir girivermeye kalk, bitti o gece!
En azından benim için. 
Azılı bir örümceğe yem olmuş zavallı kelebek gibi, hüooop, sitenin dallı budaklı, katman katman sayfalarının içinde buluveriyorum kendimi. Dur ona da bakayım, hadi şunu da inceleyeyim, aaa bak bu kitap da varmış, şu yazarın diğer kitaplarına da azıcık bakıvereyim, derken...
Gitti mi kitap okuyacağım dört-beş saatin tümü!
Buyur buradan yak.
Hayır, işin en ironik tarafı nedir biliyor musunuz?
Ben yakın zamana kadar online kitap alışverişi yapmaktan nefret eden biriydim!
İlla ki kitapçıdan elleyerek, severek, dokunarak ve tabii ki en önemlisi koklayarak alacağım! Kasada torbasına koyacaklar kitabımı ve ben elimde en yakın arkadaşımı taşıyormuşum gibi heyecanlı bir şekilde eve varacağım!
Böyle bir tiptim ben. "Kitapçıya git, ben sana gitme mi diyorum. Ama kitapçıdan seç, internetten al." diyen kocamla yıllarca savaştım bu konuda. "Olmaz, koklayarak alacağım illa ki!" derdim hep. (Burnu düşesice, ne koklama merakım varmış benim de yahu!)
Neyse, gel zaman git zaman, kocam benim kanıma girdi.
Tabii ikna olmamda fiyatların da etkisi oldu. Kitapçıda 25 TL olan kitapların internette 17-18 lira olduğuna ve en kabaca hesapla, internetten alacağım üç kitapla en azından bir kitabı bedavaya getireceğime ayınca, işler değişti.
Tabii ki hala kitapçılardan da alışveriş yapıyorum ama eskiden burun büktüğüm online alışverişten de oldukça keyif almaya başladım artık. "Tamam koklayamıyorsun ama bunda da kargo bekleme hevesi var." diyorum şimdi, asrın Pollyanna'sı olarak.
Hal böyle olunca, giriş çıkış saati olmayan bir ortamda, bir rafta beş saat dikiliyorsun diye acayip acayip bakan görevlilerden de uzakta, ben bu sitelere dadandım arkadaşım!

Ve işin daha da kötü yanı, iş sadece online satış siteleriyle de sınırlı kalmadı.
Kitap blogları ya da herhangi bir blogun kitap tanıtım yazıları, Instagram'daki kitap fotoğrafları, sosyal medyadaki kitap hesapları, vs vs vs... derken benim elimdeki okunmayı bekleyen canım kitaplar oldu mu sana piç!
Normal şartlarda su gibi akıp gidecek, alt tarafı üç yüz sayfalık kitaplar yapıştı mı elime on beş gün boyunca!
Hadi bakalım!
Bak mesela şu anda ne yapıyorum ben?
Kitap okumak üzere kanepeme kurulmuşken, ne yapıyorum?
Kitap sitesinde değilim, kitap blogu vs. okumuyorum ama bu sefer de kitaplarla ilgili yazı yazıyorum!
İşte aynen böyleyim son zamanlarda. 

Lütfen biri acilen internet bağlantımı koparsın ya da evin elektriklerini kessin.
Şaka yapmıyorum bak.
Lütfen yahu, lütfen!

........

Ekleme: Yukarıdaki yazıyı yazdım, yayınladım.
Ne elektrik gitti, ne de internetim koptu.
Ben de tüm hızımla kendimi, takip ettiğim kitap bloglarına attım.
Oralardan kitap mimleyip, İdefix'teki favorilerime ekledim bütün gece.
Hala da devam ediyorum.
Yani geçmiş olsun, bu gece de kitabımı okuyamadım.







4 yorum:

  1. Kitap kokusu parfüm kadar hoştur, hele sahaf kokusu, eski kitapların kokusu ama şimdi yeğenim elektronik kitap okuyor!:) ben sevmiyorum alışmadım, eşin de haklı internetten kitap almak daha ucuz, e ne yapalım belki yüzyıllar sonra kağıt kalmayacak, tüm kitaplar elektronik ortama taşınacak:( ama bir de şu faydası var yangında yanmazlar, daha ileri teknoloji bir saklama ortamı olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahh Müjde Abla, Gökhan da diyor, ileride basılı kitap diye bir şey kalmayacak diye. Yüreğime iniyor resmen, hiç hoşuma gitmiyor bu düşünce. :(( Ne kadar korkunç.
      Bu arada e-kitaplara ben de sıcak bakamıyorum. Kindle cihazım da yok mesela. Belki alır ve ara ara okurum ama benim için normal kitabın yerini alması mümkün değil. O kadar koklama ve dokunma meraklısıyım ki, burnum küsüp yüzünü terk eder vallahi. :))

      Sil
  2. Çok alemsin ama sen, yine çok güzel yazdın :) Fiyatlar dediğin gibi çok cezbedici, hiçbirimizin dertsiz para kazanmıyoruz ve yapacağım tasarruflar çok kıymetli... Ben son dönemde kitapçı kafe formuna hayranım... O dediğin göz dikmeler, bu kadın neden burada duruyor saatlerdir diye dertlenmeler olmaksızın hem çayını kahveni içip hem de kitap bakıp, ardından da alıp çıkabiliyorsun. Eminim pek çok yerde vardır bu formda yerler ama bizim Göktürk'te böyle tatlı bir yer açıldı, tam hayallerimin yeri :) https://www.facebook.com/photo.php?fbid=941853202511042&set=pb.100000591145803.-2207520000.1409901095.&type=3&theater

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene çok sevindim, teşekkür ederimm.:)
      Çok haklısın, paralar kolay kazanılmıyor. (En azından bizim gibi normal insanlar için durum böyle. Sıfırlayıcıları bilemeyeceğim!) Hal böyle olunca internet iyi oluyor.
      Ama dediğin kafeler de şahane. Tamam belki indirimli değildir kitapları ama rahat rahat bakar, seçersin. Fotoğrafa baktım, pek sevimli bir yer. :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...